Haberi hazırlayan: Burcu Özkaya Günaydın(HATAY) - Hatay'ın Çöğürlü Mahallesi'nde çalışmalarını sürdüren taş ocağının çevreye ve Asi Nehri yatağına zarar verdiği iddiasıyla açılan davada Hatay 6. İdare Mahkemesi, tarafların beyanlarını duruşmada dinledi. Mahkemenin kararını 15 günlük süre içinde açıklaması bekleniyor.
Mahalle halkı, taş ocağının faaliyetlerine son verilmesini ve nehir yatağının önceki durumuna kavuşturulmasını istiyor. Hatay'ın Çöğürlü Mahallesi'ndeki taş ocağının çevre ile mahallede yaşayanlara zarar verdiği iddiasını konu alan davanın duruşması Hatay 6. İdare Mahkemesi'nde yapıldı.
Taraflar ve avukatlarının yanı sıra mahallede yaşayanlar da duruşmada hazır bulundu. Mahalle Muhtarı Kıymet Doğru, taş ocağındaki çalışmaların Asi Nehri yatağını daralttığını, mahallede bulunan ormanlık bölgeyle arkeolojik sit alanına zarar verdiğini iddia etti. Devlet Su İşleri (DSİ) pompa istasyonunun yer aldığı bölgede kimyasal atık içeren suyun pompalandığına tanık olduğunu söyleyen Doğru, kamyonların gece ve gündüz çalışmayı sürdürdüğünü, mahalle yollarında trafik güvenliği bakımından önemli sorunlarla karşılaşıldığını dile getirdi.
Taş ocağının kapladığı alanın büyümeyi sürdürdüğünü öne süren Doğru, tarımsal faaliyet yürütülen bir bölge için 25 gün içerisinde "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir" kararı çıkarıldığını ifade etti.
"ÇOCUKLARIMIZI TEK BAŞINA BAKKALA YOLLAYAMIYORUZ"
Mahallede yaşayan bir kişi, taş ocağından kaynaklanan hava kirliliği ve trafik tehlikesiyle karşılaştıklarını ileri sürerek şu ifadeleri kullandı: "Evimizin içinde nefes alabileceğimiz hava kalmadı. Seferlere yetişebilmek için çok süratli gidiyorlar, çocuklarımızla yolda yürüyemiyoruz. Çocuklarımızı yalnız başlarına bakkala yollayamıyoruz.
İnceleme yapılsa her ailede astım hastası olduğu görülür. Onlar doysun diye biz mi ölelim? Olanaklarımız elverse taşınacağız.
Gidebileceğimiz bir yer bulunmuyor ama onlar taş ocağını başka bir yerde kurabilirler." Müşteki avukatı Aslıhan Berat Ekinci ise mahallenin yaklaşık 25 yıldan bu yana sorunlarla karşılaştığını ifade ederek tonajlı araçların dar sokaklarda yarattığı tehlikeye işaret etti. Ekinci, zeytin hasadı dönemi olmasına karşın mahalle halkının davayı izlemek üzere duruşmaya geldiğini söyledi.
DSİ tarafından hazırlanan yazılarda dere yatağına hafriyat bırakıldığının ve akarsu rejiminin bozulduğunun ifade edildiğini öne süren Ekinci, taş ocağının Asi Nehri yatağı üzerinde yer aldığını, çevresinde ise arkeolojik sit alanıyla tarımsal üretimin sürdürüldüğü arazilerin bulunduğunu anlattı.
ŞİRKET YETKİLİSİ: "ÇALIŞMALAR DSİ KURALLARINA UYGUN YÜRÜTÜLÜYOR"
Duruşmada beyanı alınan Hatay Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü avukatı, sulak alanları önceki durumuna döndürmenin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görev ve yetkileri arasında bulunduğunu ileri sürdü. Taş ocağının işletmecisi olan şirketi temsil eden avukat da şirketin nehre hafriyat bırakmadığını, çalışmaların DSİ kurallarına uygun biçimde yürütüldüğünü savundu.
Ortaya çıkan sorunların sel nedeniyle yaşandığını ileri süren şirket avukatı, davanın reddedilmesini istedi. Tarafların beyanlarının alınması sonrasında kararın ilerleyen zamanda duyurulacağı bildirilerek duruşmaya son verildi. Mahkemenin kararını 15 gün içerisinde açıklayacağı öngörülüyor.
"ASİ NEHRİ, ZARAR GÖRMEDEN ÖNCEKİ DURUMUNA KAVUŞTURULSUN"
Mahkemeden çıktıktan sonra açıklamada bulunan Avukat Aslıhan Berat Ekinci, taş ocağının çalışma saatlerine riayet etmediği, havayı ve suyu kirlettiği, Asi Nehri yatağını da daralttığı iddiaları üzerine hukuki süreci başlattıklarını söyledi. Ekinci, DSİ tarafından ocak ve temmuz aylarında hazırlanan yazılarda dere yatağının daraltıldığına ve akarsuyun hızının düşürüldüğüne dair tespitler bulunduğunu belirterek bu belgeler sonrasında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ile Hatay Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne başvuru yaptıklarını aktardı.
Ekinci, kurallara uymadığı gerekçesiyle şirketin ruhsatının iptalini MAPEG'den istediklerini, ilgili il müdürlüğünden de Çevre Kanunu'nun 9'uncu maddesi doğrultusunda sulak alanın korunması ve Asi Nehri yatağının önceki durumuna döndürülmesi talebinde bulunduklarını söyledi. Başvurularının 30 gün içerisinde yanıtlanmaması nedeniyle idare mahkemelerinde dava yoluna gittiklerini anlatan Ekinci, "Talebimiz yalnızca taş ocağının kapatılması değil; Asi Nehri'nin zarar görmeden önceki durumuna yeniden kavuşturulmasını da istiyoruz" ifadelerini kullandı.

